Bilgi Üniversitesi’nde Kriz: Öğrencilerin Direnişi İkinci Gününde Devam Ediyor

Bilgi Üniversitesi’nde Kriz: Öğrencilerin Direnişi İkinci Gününde Devam Ediyor

Eğitim dünyasında önemli bir gelişme yaşandı. 22 Mayıs 2026 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanan bir karar ile İstanbul Bilgi Üniversitesi’nin faaliyet izni, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu kapsamında kaldırıldı. Bu durum sonrası üniversitenin kapısına kilit vurulurken, öğrenciler kampüste toplanarak protesto gösterilerine başladı. Öğrencilerin çağrısının ardından bölgeye çok sayıda çevik kuvvet ve polis ekibi sevk edildi.

Yükseköğretim Kurulu (YÖK), öğrenciler ile akademik ve idari personelin zarar görmemesi için gerekli önlemlerin alınacağını açıkladı. Süreçle ilgili ayrıntılı bilgilendirmenin önümüzdeki günlerde yapılacağı da ifade edildi. Üniversitenin geleceği hakkında en çok tartışılan konulardan biri ise “garantör üniversite” meselesi oldu. Daha önce Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nin garantör olarak belirlendiği ileri sürüldü, ancak YÖK kaynakları kesin bir karar verilmediğini belirtti.

İstanbul Bilgi Üniversitesi, 1996 yılında kurularak Türkiye’de vakıf üniversitesi modelinin öncülerinden biri haline gelmişti. Yaklaşık 20 bin öğrencisi ile binin üzerinde akademisyeni ve 150’den fazla eğitim programı bulunan üniversite, Kuştepe, Dolapdere ve Santralİstanbul kampüsleri ile yıllar içinde büyümüştü. Ancak son dönemde Can Holding bünyesine geçmesiyle birlikte, holding hakkında başlatılan soruşturma kapsamında vakıf yönetimine kayyum atanmıştı.

Kapatma kararının duyulmasının hemen ardından öğrenciler, kampüste bir araya gelerek protesto düzenledi. Polis ekipleri okul çevresinde barikatlar kurarak güvenlik önlemleri aldı; girişler yalnızca öğrenci ve personele açıldı. Mezunlar ve destek vermek isteyen grupların kampüse alınmaması, kısa süreli gerginliklere yol açtı. Tepkilerin artmasıyla birlikte kapılar yeniden açıldı.

Öğrenciler, yaptıkları açıklamalarda sürecin kayyum atamalarıyla başladığını ve eğitim haklarının tehlikede olduğunu vurguladı. “Üniversiteler bizimdir”, “Eğitim haktır, gasp edilemez” ve “Kurtuluş yok tek başına” sloganları ile seslerini duyuran öğrenciler, alınan kararın geri alınmasını talep etti. Üniversite bileşenleri tarafından yapılan ortak açıklamada ise kararın “hukuksuz, keyfi ve anti-demokratik” olduğu belirtildi. Açıklamada, yaklaşık 20 bin öğrencinin eğitim hayatının belirsizliğe sürüklendiği ve binlerce çalışanın işsiz kalma riskiyle karşı karşıya olduğu ifade edildi. Ayrıca, kampüs yaşamının sadece eğitim ile sınırlı olmadığı, üniversitelerin dayanışma ve ortak yaşam alanları olduğu vurgulandı. Öğrenciler ve akademisyenler, sürecin şeffaf bir şekilde yürütülmesini, kapatma kararının geri alınmasını ve hiç kimsenin mağdur edilmemesi için somut güvenceler verilmesini talep ediyor.

Author: Zeynep Demir