Reel sektör, takipteki kredilerin artışıyla birlikte zor günler geçiriyor. CHP’li Bakırlıoğlu, KOBİ kredilerinde takibe düşen borçların 2025’ten 2026’ya kadar yüzde 117 oranında bir artış gösterdiğine dikkat çekti. Taksitli ticari kredilerde ise bu artışın yüzde 118’e ulaştığı görülmekte. Bu veriler, şirketlerin ödeme dengesinin bozulduğunu net bir şekilde ortaya koyuyor. Bakırlıoğlu, “Ticari kredilerin takipteki miktarlarındaki artış endişe verici bir seviyeye ulaşmış durumda. Takibe düşen ticari kredilerin toplamı 2025 yılının nisan ayında 220 milyar lira iken, 2026 yılının aynı döneminde 408 milyar liraya yükseldi. Oransal olarak en fazla artış kurumsal kredi kartlarında yaşandı. 2025’te ödenmediği için takibe düşen kurumsal kredi kartı tutarı 11.7 milyar lira iken, 2026’da yüzde 123 artışla 26.2 milyar liraya çıkmıştır. KOBİ kredilerindeki takibe düşen borç artışı yüzde 117, taksitli ticari kredilerde ise yüzde 118 oldu. Bu rakamlar, şirketlerin bankalara karşı yükümlülüklerini yerine getirmekte zorlandığını gösteriyor” ifadelerini kullandı.
Bakırlıoğlu, benzer bir durumun karşılıksız çek tutarlarında da yaşandığını vurgulayarak, “2026 yılının ilk üç ayında karşılıksız çek tutarı, bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 73 artarak 76.7 milyar liraya ulaştı. Kısacası KOBİ’ler ve şirketler borçlarını ödemekte ciddi zorluklar yaşıyor. Bu dönemde toplam kullanılan ticari kredi tutarı yüzde 36 artarken, takipteki borçlar yüzde 100’ün üzerinde yükseldi. Bu verilere bakarak, şirketlerin önümüzdeki günlerde daha da zorlanacağını söylemek mümkün” dedi.
Ayrıca Bakırlıoğlu, ticari kredi hacmindeki artışın enflasyon göz önüne alındığında sınırlı olduğunu ve reel sektörün krediye ulaşmada zorluk yaşadığını kaydetti.
Finansa ulaşabilenlerin yüksek faiz yükleriyle karşı karşıya kaldığını belirten Bakırlıoğlu, “Geçmişte paranın maliyeti düşük, faiz oranları ise enflasyonun altındaydı. Bugün ise para azalmış, faizler yükselmiştir. Bu durum, başta KOBİ’ler olmak üzere şirketlerin ödeme dengesini olumsuz yönde etkilemiştir. Uzun bir süre boyunca enflasyon ve yüksek faiz oranlarıyla karşılaşacağımız aşikar. İlk üç ayda enflasyon yüzde 10’u aşmış durumda. Bu tablo, reel sektörü karamsar günlerin beklediğini gösteriyor. Düşük faizli kredilerle ve teşviklerle ayakta kalmaya çalışan zombi şirketlerin bu ortamda hayatta kalması giderek zorlaşıyor. Her yıl artan konkordato başvuruları ve iflaslar da bu durumu kanıtlıyor. İktidar sürekli ‘ekonomi büyüyor, şahlanıyor’ derken, görünen o ki büyüyen tek şey borçlar oldu. Bu yük, ne şirketler ne de vatandaşlar tarafından taşınabilir. Türkiye’nin acilen üretime dayalı, planlı ve gerçekçi bir ekonomi politikasına geçmesi gerekiyor. Aksi takdirde bu tablo her geçen gün daha da ağırlaşacaktır.” şeklinde konuştu.