Mevduatta ‘liralaşma’ kamuda ‘dolarlaşma’

2023 yılı itibarıyla ekonomide TL kullanımını artırmaya yönelik “liralaşma” stratejisi başlatan ekonomi yönetimi, bütçeye getirdiği ağır yük pahasına uygulamaya koyduğu “Kur Korumalı Mevduat” (KKM) ile mevduat cephesinde bunu önemli oranda sağlarken, kamunun kendi iç-dış borçlanmasında ciddi bir “dolarizasyon” yaşanıyor.

Hazine ve Maliye Bakanlığı verilerine göre, merkezi yönetimin dövize dayalı toplam borcunun TL cinsinden tutarı, bu yılın ocak ayında kurların yatay seyrine rağmen 88,8 milyar lira daha büyüyerek 2 trilyon 729,9 milyar liraya yükseldi.

Bu kapsamda Hazine’nin dövize dayalı borçlanma senetleri ihracı yoluyla gerçekleştirdiği iç borçlanma ocak ayında 17,4 milyar lira artarak 530,6 milyar liraya ulaşırken, bunun toplam iç borçlanma stoku içindeki payı yüzde 26,8 olarak gerçekleşti.

Merkezi yönetim dış borç stokunun TL cinsinden karşılığı da ocak ayında 71,4 milyar lira büyüyerek 2 trilyon 199,3 milyar lira oldu.

Merkezi yönetimin dövize dayalı iç borcu ile dış borcunun toplam hacmi, ocak ayında 145,1 milyar lira artarak 4 trilyon 173,3 milyar liraya ulaşan toplam borç stokunun yüzde 65,3’ünü oluşturdu.

Başka deyişle yerel yönetimler ve sosyal güvenlik kuruluşları dışında kalan, bütçe dışı fonlar ve döner sermayeler dahil, merkezi hükümetin yönetimindeki kamu borç stokunun sadece üçte birini TL cinsi borçlanma oluşturuyor.

Son 3 yılda katlanarak büyüdü

Merkezi yönetim borç stokunun son üç yılda rekor bir artış gösterdiği belirlendi. Hazine, dövize dayalı borçlanma senetleri ihracı ile oluşan borçlarını, tamamını geri ödeyerek 2012 itibarıyla sıfıra indirmişti.

2016 sonuna kadar hiç yeni dövizli iç borçlanmaya gitmeyen Hazine, 2017’de sınırlı düzeyde yeniden dövize dayalı borçlanmaya yoluna başvurdu ve izleyen dönemde bu tür borçlanmayı artırarak sürdürdü.

Döviz cinsi iç borçlanmada 2018 sonu itibariyle 5,9 milyar liralık bir stoka ulaşan Hazine’nin söz konusu iç borç stoku 2019 yılında 86,5 milyara, 2020’de 265,9 milyara, 2021’de 388 milyara, 2022 sonu itibariyle 513,2 milyara liraya ve bu yıl ocak sonunda 530,6 milyar liraya kadar yükseldi.

Merkezi yönetim iç borç stoku içinde 2017’de sadece yüzde 0,1 olan dövizli borçların payı, 2021 sonunda yüzde 29,4’le en yüksek düzeyine çıktı. Bu hızlı artışta döviz kurlarının hızlı yükselişi nedeniyle parite değişimleri de etkili oldu.

Kur artışlarının hız kesmesi nedeniyle izleyen dönemde bu pay biraz gerilemekle birlikte ocak sonu itibariyle yüzde 26,8’le yine yüksek bir oran oluşturdu. Merkezi yönetimin dış borçlarının toplam stok içinde 2021 sonunda yüzde 66’ya kadar çıkan oranı da Ocak 2023 itibarıyla yüzde 65,3’le yüksek düzeyini korudu.

Pandemi, bölgesel savaş, jeopolitik riskler gibi küresel olumsuzlukların damgasını vurduğu 2019 sonundan bu yana geçen dönemde, merkezi yönetimin TL cinsi iç borç stokundaki yüzde 116,7’lik artışa karşılık, dövize dayalı iç borcunun TL cinsinden tutarı yüzde 513,4 oranında bir büyüme kaydetti.

Bu dönemde merkezi yönetimin dış borcunun TL karşılığı da yüzde 283,2 büyüdü ve dövize dayalı toplam iç-dış borç stokundaki büyüme yüzde 313,3 oldu. Anılan dönemde merkezi yönetimin TL ve dövizden oluşan toplam borç stoku yüzde 214,4 büyüdü.

KKM 1,6 trilyona ulaştı

Öte yandan ekonomi yönetiminin dövize yönelişi kırma, “liralaşma”yı artırma amacıyla 2022 başından itibaren uygulamaya koyduğu, “Merkez Bankası politika faizinden azami 3 puan fazla” şeklinde belirlediği faiz üst sınırını da geçtiğimiz günlerde kaldırdığı Kur Korumalı Mevduatın (KKM) toplam büyüklüğü, 3 Mart itibariyle 1 trilyon 603,4 milyar liraya ulaşarak, bankacılık sistemindeki toplam mevduat hacminin yüzde 16,6’sını oluşturdu. Bankaların KKM’de tasarruf sahiplerine verdiği faiz ile kur artışları arasındaki farkın devletçe üstlenilmesi dolayısıyla bütçeden yapılan toplam transferler ise şubat sonu itibariyle 94,7 milyar liraya ulaştı.

Kamu borçlanma ihtiyacı arttı

Bu yılın ilk üç ayında 120,7 milyarı iç ve 70,1 milyarı dış borçlarda olmak üzere toplam 190,8 milyar liralık geri ödemesi bulunan Hazine, itfaların 48,3 milyarını borçlanma dışı kaynaklardan karşılamayı, 142,5 milyar liralık da iç borçlanmaya gitmeyi planlamıştı.

Ancak ülke milli gelirinin yaklaşık yüzde 10’unu yaratan 11 ilde ekonomik ve sosyal hayatı derinden sarsan depremler nedeniyle ortaya çıkan ek kaynak ihtiyacı, makro ekonomik göstergelerde son dönemde yaşanan bozulma ve özellikle bütçe açığındaki rekor büyüme ile ekonominin kaynak ihtiyacı, dolayısıyla borçlanma ihtiyacı da katlanarak büyüdü.

“Liralaşma” stratejisinin başlıca aparatı olan KKM ile tasarrufların yönünün ulusal paraya çevrilmesi, dövize olan talebin kırılması ve çeşitli yöntemlerle baskılandığı için kur artışları uzun süredir enflasyonun çok altında seyrediyor.

Üretim maliyetleri enflasyonla artan, ancak kurlar yatay seyrettiği için maliyetini çıkaramayan ihracatçılar ise dövizde bir “enflasyon düzeltmesi” beklentisi içinde. Uzmanlar, kurların kontrolden çıkma olasılığı da bulunduğuna işaret ederek, kamunun yüksek döviz ağırlıklı borç yapısının kamu mali yönetimi açısından önemli bir risk oluşturduğuna dikkat çekiyor.

Naki Bakır

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*